Estetik Haber

  • Ana Sayfa
rss feed

Arşiv

  • November 2008 (15)
  • October 2008 (1)
  • September 2008 (86)
  • July 2008 (37)
  • June 2008 (26)
  • January 2008 (55)

Konular

  • Burun Estetiği Ameliyatı
  • YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU
  • BOTOKS
  • DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ
  • G NOKTASI BÜYÜTME
  • DIŞ DUDAK ESTETİĞİ - VULVA ESTETİĞİ - VULVOPLASTİ
  • İÇ DUDAK ESTETİĞİ - KÜÇÜK DUDAK ESTETİĞİ - LABİOPLASTİ
  • BACAK GERME ESTETİĞİ
  • JİNEKOMASTİ
  • GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATLARI

Dostlar

  • Estetik
  • burun estetiği
  • burun estetiği
  • Burun estetiği
  • göğüs estetiği
  • meme dikleştirme
  • jinekomasti
  • kepçe kulak
  • karın germe
  • göz kapağı estetiği
  • yüz estetiği
  • yağ aldırma
  • migren
  • kaş kaldırma
  • plastik cerrah
  • jinekomasti

Diğer Projelerimiz

  • estetik uzmanlar
  • estetik haber
  • yaşam sağlık
  • estetik sağlık
  • bayan
  • zıpla
  • evkur
  • dekorasyon
  • Estetik uzmanı
  • plastik cerrahi
10
Nov

Burun Estetiği Ameliyatı

Posted by: admin
in Estetik Operasyonlar, Estetik Ameliyatlar, Estetik Plastik Cerrahi, Burun Estetik Operasyonları

Burun, yüz görünümünü etkileyen estetik ve fonksiyonel bir organdır. Burnu şekillendirmek üzere yapılan cerrahi girişimlere rinoplasti denir. Rinoplasti ameliyatları, estetik amaçlı yapılan tüm ameliyatların yaklaşık yarısını oluşturur. Rinoplasti ameliyatı ile burun ucu ve burun sırtı şekillendirilebilir, burnun büyüklüğü arttırılıp, azaltılabilir, burnun dudakla ve alınla oluşturduğu açılar değiştirilebilir, burun delikleri küçültülebilir. Burundan nefes alma zorluğu olduğu durumlarda, burun tıkanıklığı problemlerini çözmeye yönelik işlemler ile birlikte yapılması da mümkündür. Burun estetiği ameliyatı sırasında, gelişimsel ya da çarpma sonucu oluşan deviasyon adı verilen iç kemik ve kıkırdak yapıdaki eğrilikler, burun tıkanıklıkları da giderilebilir.

Modern rinoplastide estetik ve fonksiyon birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu için başarılı bir burun ameliyatında yüz ile uyumlu doğal bir burun görüntüsü sağlaması ve nefes almayı daha da rahatlatması hedeflenmelidir. Burun, estetik olarak en önemli organlardan birisi olmakla birlikte birçok fonksiyonel görevi de vardır. Solunum sisteminin başlangıç noktası olup, koku almaya yarar. Sesin kişiye özel olmasını sağlar. İnsan vücudunun ve organizmanın dış dünyaya açılan kapılarından birisidir. Tüm bu fonksiyonlar ve estetik görüntü karşılıklı birbirleriyle etkileşim halinde bulunur. Bu nedenle burun, içi ve dışıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Yurdumuzda en sık yapılan estetik ameliyatlar burun ameliyatlarıdır. Rinoplasti ameliyatları plastik cerrahinin en zor ameliyatlarından birisidir. Rinoplastinin zorluğu kıkırdak ve kemiklerin iyileşmelerinin farklı mekanizmalarla olmasından, birbirinden bağımsız hareket eden farklı iki yapıya ait iyileşme sürecinin birbirinden bağımsız şekilde seyretmesinden ve kıkırdakların mevcut şekillerini muhafaza etmeye yönelik kıkırdak hafızasının olmasından kaynaklanmaktadır. Bu faktörlerin hiçbirinin kontrolü cerrahın elinde olmadığı için bilinmezlikleri de son derece fazladır. Bu nedenle, sonrasında en sık revizyon, yani ikinci bir rötuş niteliğinde düzeltme ameliyatı yapılan estetik ameliyat burun ameliyatıdır. Yapılan istatistiki çalışmalar sonucu dünya standartlarında her on hastadan birine revizyon yapılması normal olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan bu ameliyat iyi yapıldığında da çok iyi sonuçlar vermektedir.

Başarılı sonuçlar çarpıcı bir etkiyle yüz güldürürken kötülerini düzeltmek de oldukça zordur. Yakın zamanda kat edilen büyük yol ile birlikte teknolojik olarak burun estetiği işlemini daha ince ve zarif cerrahiye dönüştüren değişik yöntemlerin geliştirilmesi burun estetiği ameliyatlarının başarı seviyesi oldukça yükseldi. Bugün artık on yıl önce yapılan burun ameliyatlarına tarihe karışmış yöntemler gözüyle bakılmaktadır. Yurdumuzda, burun ameliyatlarının, bilerek ve hakkını vererek yapıldığında, dünyadaki en üst standartlara yakın bir seviyede olduğu bir gerçektir.

no comment
10
Nov

YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Ameliyatlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Cerrahi Merkezleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi, Medikal Estetik

Yağ injeksiyonu, vücudun bir bölgesinden alınan yağların bir başka bölgeye dolgu amacı ile transfer edilmesidir. Yağ injeksiyonu genellikle, vücut hatlarındaki çukurları doldurmak, yüz bölgesinde yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan çizgilerinin belirginliğini azaltmak, zayıf yüzlere dolgun, estetik bir görünüm vermek ve dudakları dolgunlaştırmak için uygulanır.

Vücut hatlarındaki bozukluklar, ya yapısal bir problemden yani bazı hastalıklardan, ya da liposuction ile kontrolsüz olarak yağların alınmasından meydana gelebilir. Vücudu saran deri altındaki yağ dokusundaki zayıflık ya da eksiklik vücudun dış görünüşüne de yansır, vücut hatlarında estetik olmayan düzensiz bir görünüm oluşturur. Yağ injeksiyonu ile yağların az ya da zayıf olduğu yerlere, yağ dokusu injeksiyonu yapılarak daha iyi estetik bir görünüm elde edilebilir.

Yağ injeksiyonu yüzde en çok yaşlılığa bağlı belirginleşen yüz çizgilerinin belirginliğini azaltmak için uygulanır. Yüz bölgesine yapılan bu işlem, yaşlanmayı durdurmaz, yani nedeni ortadan kaldırmaz, sadece görünümü biraz daha genç hale getirerek yaşlılığı kamufle eder. Yüzdeki çizgiler yaş ilerledikçe belirginleşir. Zamanın akışını durdurmak mümkün değildir ve bunun sonucu olarak yüz dokuları gevşer, yerçekimine karşı koyamayarak sarkmaya başlar. Dokuların sarkmasına bağlı ortaya çıkan çizgiler, estetik yüz germe işlemi ile giderilebilir, yağ injeksiyonu ise bu görünümü ancak kamufle edebilir. Estetik yüz germe ameliyatları ile birlikte yağ injeksiyonu da aynı anda yapılabilir. Vücuttan doku çıkarmayı gerektiren işlemler de aynı anda uygulanmışsa, yağ dışında, yapılan ameliyattan artan dokuları da kullanma olanağı olduğu için doku kokteyli hazırlanarak injekte edilebilir. Ortaya çıkan sonuçlar, kombine işlemlerde çok daha göze çarpıcı ve kalıcıdır.

Yağ enjeksiyonu, dudakları ya da tüm yüzü daha dolgun hale getirmek için de uygulanabilir. Ağız çevresi, yanak, çene, alın bölgesine injeksiyon yapılarak yüze daha estetik ve dolgun bir görünüm verilebilir. Yine bunun gibi dudaklara yapılan injeksiyonlar ile dolgun bir dudak oluşturulabilir.

Yağ injeksiyonu için kullanılacak yağlar liposuction ile alınır. Yağlar, göbek, kalça, bacak gibi yağ dokusunun fazla olduğu herhangi bir yerden ihtiyacı karşılayacak miktarda alınabilir. Girişim, yapılacak işlemin büyüklüğüne bağlı olarak lokal ya da genel anestezi altında planlanır. Yağ injeksiyonu ağrılı bir işlem değildir, çok fazla ağrı hissedilmez. Yağların injekte edildiği yerde hem yağların oluşturduğu şişkinlik, hem de ödem şişliği bir arada vardır. Bazen morarmalar da görülebilir. Ödemin neden olduğu şişlik ve morarma 7-10 gün içinde düzelir. İnjeksiyondan sonraki 6 ay içinde verilen yağların hemen hemen yarısı erir, vücuttan emilir. Yani yarı yarıya fire verir. Geri kalan kısmı ise kalıcıdır. Doku kokteyli yapılırsa, fire verme oranı daha azdır.

no comment
10
Nov

DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ

Posted by: admin
in Sağlık Haberleri, Estetik Haberleri, Estetik Operasyonlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi

Dünyada birçok insan topluluğu vardır.
Her toplumun yaşam şekli değişiktir.
Toplumların beyin, düşünce, fikir oluşumları değişiktir. Renkleri değişiktir. İklimlere, bölgelere göre insanlar renklenmiştir.
Ama insan oluşumunun birbirinden farkı yoktur. Aynı şekilde doğarlar, çoğalırlar yerler, büyürler, çiftleşirler.
İnsan bebeklik ve çocukluk dönemini geçirdikten sonra hayatın gerçeklerini ve kendi yaşamının geleceğini düşünmeye başlar.
İnsan kendi geleceğini, gelecek yaşamında neler yapmak istediğini beyninde, düşüncesinde, bilinç altında olgunlaştırmaya çalışır.
Bilinç altına yerleştirilen arzulu fikirler, heyecanlı beklentiler, olumlu veya olumsuz düşünceler bilinç altına yerleşerek insanın yaşamına, kaderine zamanla yön verir.
Güzel düşün, güzel yaşa.
İnsan düşünerek yaşamına yön verebilir.
İnsanın kaderi, gelecekteki yaşam biçimi bu dialog vasıtası ile olgunlaşmaktadır.
İnsan vücudunu, sistemini, metobolizmayı organize etmek ve sistemi, en iyi şekilde bağlantılarını kurarak çalışmasını sağlamaktır.
İnsanın yaşam şekli düşünce ile gelişmektedir.
İnsan ne düşünürse beyinde, bilinçaltında ne olgunlaşırsa, belli zaman süreci içerisinde o istekler gerçekleşir.
Bilinç altına yerleşen fikirler iyi, güzel olumlu olabileceği gibi insan yaşamını istemeyerek olumsuz yönde etkileyecek fikirler de olabilir.
Bilinçaltı düşünceleri zamanla olgunlaşarak, olumlu veya olumsuz yaşam gerçekleri olarak insanın karşısına çıkar ve olaylar, hisler gerçekleşir. Bu gelişen olaylardan insanlar mutlu veya mutsuz olabilirler.
Bilinç altında iyi güzel şeyler geliştiren insanlar mutlu olurlar.
Bilinç altında olumsuzluklar, karamsarlıklar, kötümserlikler geliştiren insanlar mutsuz ve huzursuz olurlar.
İnsan bilinç altında hem olumlu fikirleri hem de olumsuz fikirleri saklıyabilir.
Gerçekleşen bilinçaltı olguları neticesinde; insanlar gelişen olaylarda kendilerinin başarısı veya başarısızlığı düşüncesine kapılırlar.
İnsan hastalık korkusunu bilinçaltına yerleştirmişse, ben hasta olacağım fikrini devamlı beyninden geçiriyorsa, ya hasta olursam fikri bilinçaltına yerleşmişse, zamanla o insan o hastalığa yakalanacaktır.
Ben hasta değilim, hasta olmam metobolizmama iyi bakıyorum, hasta olmayacağım fikrini beyninde olgunlaştırırsan hasta olma ihtimalin azalır.
Yeni bir işe başlarken veya başarılması lazım gelen bir iş başarılmak isteniyorsa; beyinde, düşüncede ya başarabilirmiyim, ya başaramazsam fikirlerini geçirmemek lazımdır.
Çünkü bilinçaltına o korku girecek olumlu işler belkide olumsuz olacaktır.
Bu yüzden herhangi bir şeyi yaparken ben bu işi en güzel şekilde yaparım, ben başarırım düşüncesini isteyerek bilinçalatına yerleştirirsen o işi muhakkak yapabilirsin ve başarabilirsin.
Bilinçaltımızda devamlı olumlu fikirler yerleştirmeye bakalım.
Olumsuz fikirler bir kere bilinç altına yerleştikten sonra o fikri söküp atmak çok zordur.
Devamlı yaşamın iyi ve güzel şeylerinin bilinçaltında olgunlaşmalarını içtenlikle isteyelim.
Zayıflama-Şişmanlama olguları da bilinçaltı düşüncleri neticesinde gerçekleşir.
Ben zayıflıyacam, ben zayıflayabilirim düşüncelerini bilinçaltında olgunlaştırırsanız muhakkak zayıflarsınız.
Ben zayıflayamam, yemesem bile “şişmanlıyorum, zayıflayamıyorum” fikrini bilinçaltında olgunlaştırırsanız zayıflayamazsınız.
Sigara içmek ve sigarayı bırakmak ta bilinçaltı düşünceleri ile bağlantılıdır.
Bilinçaltındaki düşünceni içtenlikle ve samimi olarak sigara içmemek için geliştirirsen sen de sigarayı bırakabilirsin.
Sigarayı bırakmak istiyorum , fakat çok denedim ben sigarayı bırakamam düşüncesini bilinçaltında geliştirirseniz sigarayı hiçbir zaman bırakamazsınız.
Açlık tokluk olgusunun zamanlaması da bilinçaltı sayesinde olgunlaşmaktadır.
Açlık olgusunun bilinçaltında olgunlaşması ile mekanizmamızın ihtiyacı olan
yemek aklımıza gelerek yemek ihtiyacı hissederiz.
Acıktım fikrini aklımıza getirdiğimiz zaman hemen acıkırız.
Ben daha acıkmadım diyerek düşünce olgunlaştırırsak yemek yeme zamanını uzatabiliriz. Hiç de açlık hissetmeyiz.
Yemek bir ihtiyaçtır. Mekanizmanın düzgün çalışması için her türlü gıda alınmalıdır.
Az yemek, çok yemek de bilinçaltı düşüncesi ile ilgilidir.
Yemekte, doyumda en önemli faktör beynin, yemek düşüncesinin , gözün doymasıdır.
Çok yemek marifet değildir aç yemek marifettir.
Bu fikri bilinçaltında geliştirerek az yemek yemeğe çalışmalıyız.
Yemek yeme saatleri de bilinçaltı düşünceleri tarafından zamanları ayarlanmaktadır. Öğle yemeğini saat l2’de yemek istiyorum düşüncesini bilinçaltında olgunlaştırın, saat tam l2’de acıkacaksınız ve yemek yeme ihtiyacı hissedeceksiniz.
Yatma, kalkma zamanları da bilinçaltı düşüncesi tarafından olgunlaşarak insanların yaşamlarına yön vermektedir.
Gece 23:00’da yatarım diyerek her gün 23:00’da yatmak isterseniz ve yatarsanız, o günlerden sonra saat tam 23:00’da uykumuz gelecek, yatma ihtiyacı duyacağız. Sabah saat 07:00’de uyanmam lazım diyerek düşüncemizi o yönde geliştirirsek, hergün saat 07:00’de kalkmak için zil kurarsanız ve kalkarsanız bilinçaltınız sizi hergün saat 07:00’de uyandıracaktır.
Gün boyu zaman ayarlamaları bilinçaltı, içgüdüsel ve düşünce gücü ile isteğimize uygun olarak kendi kendine ayarlanarak, zaman dilimlerinin kullanılma hissi içgüdü vasıtası ile beyne iletilir ve kullanılır.
Bilinçaltı yönlendirmeleri ile ilgili hepimizin başından birçok olaylar geçmiştir.
Yaşamımızda daha önce başımızdan geçipte bir daha olmasını istemediğimiz olayları unuttuğumuz için hiç düşünmeyiz.
Ama uzun bir aradan sonra ansızın o olay aklımıza gelir. Fakat o olayı düşünmek istemeyiz. Birdaha tekrarlanacağından çekiniriz. Aklımızdan çıkmasını isteriz. Fakat o olay aklımızdan çıkmaz. Bilinçalatımıza yerleşmiştir.
Bir müddet sonra o istemediğimiz olay karşımıza gelir ve tekrar gerçekleşir. Çünkü bilinçaltından o olayı atamamışızdır.
Bilinç altında birikimler kaldığı müddetçe aynı olayların tekrarlanma ihtimili vardır.
Yeni düşüncelerle, bilinçalatından istemediğimiz olayları silelim.
Her toplum kendi yaşam tarzı içinde yaşamaktadır.
Bu yaşam tarzı da toplumların kendi isteklerine göre olmamaktadır.
Herkes kendi yaşam şeklinden hoşnut olmalıdır.
Her ırk ve bölgenin yaşam şekli, beslenme şekli farklıdır.
Bölgelerdeki gelişmişlik farklıdır.
Toplumlardaki insanlar bölgelere ve kültürlere göre değişik düşünce, fikir ve duygu ile yaşarlar.
Her toplum yaratıcıyı kendilerine göre aramıştır ve tanrıya yakarışta bulunmuşlardır.
İnsanlığın gelişmişlik sürecine baktığımızda toplumlar sığınıcı aramışlar, güneşe, aya, bazı hayvanlara, kendi yaptıkları putlara, kuşlara, ateşe inanarak yaşamlarının daha güvenli, huzurlu geçmesi için dua etmişlerdir.
Eski toplumlarda gelişme çok yavaş olduğundan, iletişim olanakları olmadığından, okuma yazma kültürü olmadığından, ulaşım imkanlarının olmayışından kendi kendilerine içgüdü sayesinde tanrıya ulaşma imkanları aramışlardır, O insanlar da anlamışlardırki bir yaratıcı olmadan hiç bir imkan sağlanamaz.
Bütün imkanların yaratıcı tarafından sunulduğunu ve yönetildiğini kabul etmişlerdir.
Toplumların gelişmesi ile güneşin, ayın, ateşin, putların yaratıcı olmadığı anlaşılmaya başlanmıştır.
Gözlerimizi kapatarak kendimizin nasıl varolduğunu, tabiatin, hayvanların, balıkların nasıl doğup büyüdüklerini nasıl yaşlanıp öldüklerini düşünelim.
Nekadar büyük bir gücün bizleri yönlendirdiğini iyiyi, kötüyü gösterdiğini düşünerek bizleri yaratana şükür ve dua edelim.
İnsan beyni geliştikçe yaşam daha iyiye gitmekte, daha rahat olmaktadır.
İnsanların kainatta rahat ve kolay yaşıyabilmeleri için ilk çağlardan itibaren icat denen oluşumlar insanların hizmetine sunulmuştur.
O dönemlerde insanlar doğa ile başbaşa, hiç bir alet ve yapacak hiçbir şeyin olmadığı, konuşma ve iletişimin olmadığı guruplar halinde yaşamışlardır.
Zamanla konuşma, barınma, içgüdüleri gelişerek yaşam şekillenmeye başlamış, ateş icat edilmiş, ateşin nasıl ve nerelerde kullanılacağı içgüdü vasıtaları ile oluşturulmuş, avlanma şekilleri ve imkanları bulunmuş, daha sayabileceğimiz birçok icat ve imkanlar sayesinde insanoğlu yaşamını geliştirerek bu günlere gelinmiş.

no comment
10
Nov

G NOKTASI BÜYÜTME

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Ameliyatlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi

Kadınların çoğunda cinsellikte duyarlı olan yer klitoristir ve en güçlü orgazm klitorisin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer cinsel olarak duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, iç dudaklar ve vajinadır. Vajina içinde ise en duyarlı bölge G noktasıdır. G noktası kadınların az bilinen cinsel sırlarından, geçtiğimiz yüzyılın da en önemli keşiflerinden biridir. Alman jinekolog Dr. Ernest Grafenberg tarafından adı konulan bu nokta, daha doğrusu bölgenin, orgazm açısından kadının en hassas bölgelerinden biri olduğu düşünülmektedir. Dr. Grafenberg, cinsel ilişki sırasında, bu bölgenin uyarıldığında kabardığını, bu şekilde kadının cinsel ilişkiden aldığı zevkin de arttığını keşfetti ve bu keşfini 1950 yılında International Journal of Sexology dergisinde yayınladı. Kadınların birçoğu bu noktadan vaginanın diğer bölümlerine oranla daha fazla zevk alırlar. G noktası Alman seksolog Grafenberg tarafından ilk kez tarif edildiği için adına G noktası denilen ve kadının vajinasının yaklaşık 3-4 cm içerisinde, bazen elle fark edilebilen, süngersi bir his veren 1-2 cm çapında, diğer yerlerden daha sert hissedilebilen bir bölgedir. Ancak G noktasının yeri halen bir tartışma konusudur. Çünkü G noktasının yeri kadından kadına da hafif farklılıklar gösterebilmektedir. G noktası olarak adlandırılan anatomik bölge, kadınların büyük bir çoğunluğunda vardır ve bu bölgeye birkaç dakika boyunca aralıksız masaj yapıldığında sürecin çok yoğun bir orgazm ile sonuçlandığı kabul edilmektedir. Bu orgazmın, klitoral orgazmdan çok daha farklı ve daha yoğun olduğu ifade ediliyor. Her iki orgazm türünün beyinle sinirsel bağlantıları da farklıdır. G noktası olarak bilinen bölgenin uyarılabilmesi için, kadının cinsel yönden uyarılmış ve istekli olması gerekmektedir, aksi takdirde bu bölgenin hassasiyetinde her zaman için artış olmayabilir. Cinsel ilişki öncesi G noktasının uyarılması hormonal metabolizmayı hareketlendirir, beyinde yoğun bir cinsellik yaşanmasına neden olur, kalp hızında artma, sıcaklık duygusu ve solunumun hızlanması gözlenir. Yani iyi ve kaliteli bir orgazmın arkasında anlayış, sabır ve uyum kadar G noktasının uyarılması da yatmaktadır. G noktası birkaç cm büyüklüğündedir ve bu bölgeden cinsel ilişki sırasında PDE-5 adlı bir protein salgılanır. Bu nedenle PDE-5 protein salgısı fazla ve skene bezleri ise büyük olan kadınlar daha kolay orgazm olurlar.

Cinsel ikişki sırasında penis pozisyon gereği G noktasını daha az uyarır ve östrojen hormunun etkisi ile vajina tavanı kalınlaşır ise, bu durum G noktasının yavaş yavaş silinmesine ve dolayısıyla uyarılmasında azalmaya neden olur, zamanla da yavaş yavaş ortadan kaybolabilir. Bu gibi durumlarda G noktasının vajina içinde daha dolgun, daha kabarık, daha çıkıntılı hale getirilmesi, penisle olan sürtünmesini kuvvetlendireceği için, uyarılmasını da kolaylaştırarak cinsel ilişkiden alınan zevki daha da arttırır.

ABD’de hızla yaygınlaşan ve yurdumuzda da uygulanmaya başlanan G shot yani G noktası büyütme işlemi, cinsel ilişkiden yeterince zevk alamayan ya da normal zevk alıp da daha fazla zevk almak isteyen tüm kadınlarda uygulanabilir. G noktası büyütme işlemi, lokal anestezi altında, G noktasının olduğu bölgeye dermal injeksiyon şeklinde uygulanır. Uygulama yaklaşık 10 dakika sürer ve hastanede yatmayı gerektirmez. G noktası büyütme işleminden hemen sonra kişi normal hayatını sürdürmeye devam edebilir, hatta aynı günün akşamı cinsel ilişkiye bile girebilir. G noktası büyütme işleminin etki süresi yaklaşık 6 ay kadar sürmektedir. ABD’de yapılan bir çalışmada, G shot uygulanan kadınların % 85’inin, uygulamadan yarar gördüğü tesbit edilmiştir.

no comment
2
Jul

Karın Germe Ameliyatı Abdominoplasti

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Operasyonlar, Estetik Plastik Cerrahi

Abdominoplasti, hızlı kilo vermeler sonrasında  cildin elastikiyetinin, cildin toparlanmasına imkan vermediği durumlarda,  ya da hamilelik sonrası oluşan sarkmalar için  tek seferde  kalıcı  çözüm sunan bir yöntemdir.

Özellikle gebelikler sonrasında karın kaslarında ortaya çıkan ayrışma karın ön duvarında dışarı doğru bombeleşmeye yol açar. Ayrıca , deride çatlamalar ve sarkmalar oluşur ki, bu problemleri ortadan kaldırmanın tek yolu abdominoplastidir.

Plastik cerrah olarak benim, ameliyat öncesi dönemde en önem verdiğim şey hastanın sigara içme durumudur. Fazla sigara içicilerinde -zaten gergin olan karın derisinde- iyileşme problemleri olabileceğinden mutlaka operasyon öncesi 3 haftalık dönemde sigarayı kestirmek gerekir.

Operasyonun temeli, fazla olan deri ve deri altı dokusunun alınması ve gevşemiş karın ön duvarı kaslarına bir iç korse oluşturulmasıdır. Ancak benim tercih ettiğim teknik, son yıllarda kabul gören Amerikalı Plastik Cerrah Dr Lockwood’un “high lateral tension abdominoplasty” yöntemidir.

Bu güne kadar klasik abdominoplasti yönteminde hep karın orta bölgesine odaklanılıyordu. Oysa yeni yaklaşım ile üst karın bölgesindeki dolgunluk, bel ve kasık bölgesindeki problemler giderilmiş oluyor. Karın bölgesindeki düzgün görünüm yan bel bölgeleriyle bütünlük oluşturacak şekilde devam ediyor.

Dikiş hattı, iç çamaşırı içerisinde kalacak şekilde kasık bölgesinden yan bel bölgesine kadar uzanıyor,  ancak  bu kadar estetik bir karın ve bel anatomisine sahip olan hasta için çizgisel bir izin hiçbir önemi kalmıyor. Hastalarımın gene en sık sorduğu sorulardan biri; “ameliyat sonrası dönemde gebe kalabilirmiyim?”. Karın germe ameliyatı gebelikten sonra en erken 6-12. aylarda yapılabilir. Ayrıca yapılan ameliyatın ileride oluşacak gebelik için herhangi bir riski bulunmamaktadır.

Ameliyat sonrası dönemde karşılaşılacak en büyük problem yara iyileşmesinde problemdir. Nitekim zeminden kaldırılan deri bölgesini gergin bir şekilde yeni yerine taşıdığımız için kan dolaşımı normale göre azalıyor. Özellikle sigara içen hastalarda olduğu gibi , yara iyileşmesini bozan herhangi bir faktörün bu tür problemler oluşturabileceği akıldan çıkarılmamalı ve gerekli önlemler doktor direktifleri doğrultusunda alınmalıdır.

no comment
2
Jul

Estetik Plastik Cerrahi Son Trendleri

Posted by: admin
in Estetik Plastik Cerrahi

Klasik yüz germe ameliyatlarının ortaya çıkardığı ifadesiz, maske gibi yüzler ve ameliyat sonrası  izlerin varlığı, 90′lı  yılların sonunda  endoskopik yüz germe tekniğinin doğuşuna neden oldu. Güzel ve çekici yüz oluşturma arayışlarımızdan elde ettiğimiz sonuçlar, kaş kuyruğu, göz dış kenarı, üst ve alt orta-yüz bölgelerinin birbirini takip eden iki adet  S şeklinde hat çizmesi gerektiği yönünde olmuştur. Bu  hattı oluşturmada kullanılan endoskopik yüz gençleştirme ameliyatlarında esas amaç , yüz derisini tek yönde  germek değil, yaşla ve yerçekiminin etkisi ile aşağı yönde yer değiştirmiş dokuların eski yerlerine taşınarak kişinin en az 15-20 yıl önceki görünümüne kavuşmasını sağlamaktır.

Yaşlanmayla birlikte  yüzümüzde üç değişiklik meydana gelir;

Kollajen hasarına bağlı deride kırışıklıklar oluşur
Deri-altı yumuşak dokular aşağı yönde yer değiştirir.
Yüzümüzün belli noktalarında volüm etkisi olan yağ dokusunda incelme meydana gelir.

“Double S” yöntemi ile bu değişiklikler endoskopik teknik ve yağ enjeksiyonu ile ortadan kaldırılıp arzulanan genç ve güzel yüz görünümü elde edilmiş olur.
Endoskopik yüz gençleştirmede deri, deri-altı dokudan ayrılmadığı için yüzün mimik ifadesi bozulmaz, aksine, deri ve deri altı dokular bir bütün olarak yukarı yönde  taşındığı için, genç yüzlere  has, dolgun  elmacık bölgesi, yüksek yanak  ve alınlar elde etmek mümkün olur. Saçlı deri içerisinden 1,5 cm’lik kesilerden, ışık ve kamera yardımı ile girilerek sarkmış deri altı dokulara ulaşılır ve bu dokular zamanla erime özelliği olan ipler ile eski yerlerine taşınıp, sabitlenir. Aynanın karşısına geçip , saçlarımızı arkaya doğru topladığımızda  kaşlarımızın, göz kenarlarımızın yukarı yönde yer değiştirip elmacık bölgemizin dolgunlaştığını görürüz. Endoskopik Cerrahi bu etkiyi oluşturmayı amaçlar. Yukarı yönde kavislenen kaş kuyruğu ve  çekik bir görünüm kazanan göz kenarı   güzel ve çekici bir yüz görünümü elde etmemizi sağlayıp bakışlarda da canlılık oluşturur. Gene bu teknik ile, göz kapaklarımızın altında oluşan çukurlaşmalar da giderilmiş, alt göz kapağımız genç görünümünü kazanmış olur. Aynı anda yağ dokusu yönünden zayıf olan bölgeler yağ enjeksiyonu ile eski volümüne kavuşturulabilir.

Yaşlanma ile birlikte yüzümüzde sadece kırışıklık ve deride sarkma olmaz aynı zamanda deri altı yağ ve kas dokusunda da aşağı yönde yer değiştirme olur. Kaşlarımız gözlerimizi küçük gösterecek kadar aşağı düşer, yanak bölgemizin ve  alt göz kapağımızın dolgunluğunu sağlayan yağ yastıkçıkları aşağı sarkar. Alt göz kapaklarımızda hem torbalanmalar hem çukurlaşmalar oluşur. Güzel ve çekici bir yüz için yanak bölgemizde olması gereken ovallik kaybolur. 30 ila 45 yaş arası insanlar, genç olmasına rağmen kaşları ve göz kenarları aşağı düşük olanlar,  hatta yüz felci nedeniyle yanak bölgesi aşağı sarkmış kimseler endoskopik yüz gençleştirme için iyi birer adaydır.  Ayrıca ileri yaşlarda yüz derisinde de sarkma olup klasik yüz germe ameliyatı isteyenlerde, öncelikle endoskopik orta yüz gençleştirilip, sonrasında fazla deri çıkarılabilir.

Endoskopik orta yüz gençleştirme ameliyatının belki de en önemli özelliği mimiklerin kaybolmaması ve yüzün doğallığını kaybetmemesidir. Operasyon sonrası iyileşme süresinin oldukça kısa ve sonrasında iz kalmaması, kısacası operasyon geçirildiğinin anlaşılmaması diğer üstün özellikleridir.

no comment

Estetik Haber

Estetik sağlık ve bayanlar hakkında bilgiler

Katogoriler

  • Beslenme ve Diyet
  • Burun Estetik Operasyonları
  • Cilt Bakımı ve Güzellik Uygulamaları
  • Diş Estetiği
  • Estetik Ameliyatlar
  • Estetik Cerrahi Merkezleri
  • Estetik Doktorları
  • Estetik Haberleri
  • Estetik Operasyonlar
  • Estetik Plastik Cerrahi
  • Estetik Site Haberleri
  • Göğüs Estetik Operasyonları
  • Kategorilenmemiş
  • Medikal Estetik
  • Rekonstrüktif Cerrahi
  • Saç Ekimi
  • Sağlık Haberleri

Yönetim

  • Login

Yorumlar

January 2009
M T W T F S S
« Nov    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Son Konular

  • Burun Estetiği Ameliyatı
  • YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU
  • BOTOKS
  • DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ
  • G NOKTASI BÜYÜTME
  • DIŞ DUDAK ESTETİĞİ - VULVA ESTETİĞİ - VULVOPLASTİ
  • İÇ DUDAK ESTETİĞİ - KÜÇÜK DUDAK ESTETİĞİ - LABİOPLASTİ
  • BACAK GERME ESTETİĞİ
  • JİNEKOMASTİ
  • GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATLARI
Estetik Haber

meme dikleştirme meme estetiği kepçe kulak karın germe göz kapağı estetiği göğüs estetiği Burun estetiği estetik estetik fiyatları estetik görüntüler estetik resimleri