Estetik Haber

  • Ana Sayfa
rss feed

Arşiv

  • Kasım 2008 (15)
  • Ekim 2008 (1)
  • Eylül 2008 (86)
  • Temmuz 2008 (37)
  • Haziran 2008 (26)
  • Ocak 2008 (55)

Konular

  • Burun Estetiği Ameliyatı
  • YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU
  • BOTOKS
  • DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ
  • G NOKTASI BÜYÜTME
  • DIŞ DUDAK ESTETİĞİ - VULVA ESTETİĞİ - VULVOPLASTİ
  • İÇ DUDAK ESTETİĞİ - KÜÇÜK DUDAK ESTETİĞİ - LABİOPLASTİ
  • BACAK GERME ESTETİĞİ
  • JİNEKOMASTİ
  • GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATLARI

Dostlar

  • Estetik
  • burun estetiği
  • burun estetiği
  • Burun estetiği
  • göğüs estetiği
  • meme dikleştirme
  • jinekomasti
  • kepçe kulak
  • karın germe
  • göz kapağı estetiği
  • yüz estetiği
  • yağ aldırma
  • migren
  • kaş kaldırma
  • plastik cerrah
  • jinekomasti

Diğer Projelerimiz

  • estetik uzmanlar
  • estetik haber
  • yaşam sağlık
  • estetik sağlık
  • bayan
  • zıpla
  • evkur
  • dekorasyon
  • Estetik uzmanı
  • plastik cerrahi
10
Kas

YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Ameliyatlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Cerrahi Merkezleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi, Medikal Estetik

Yağ injeksiyonu, vücudun bir bölgesinden alınan yağların bir başka bölgeye dolgu amacı ile transfer edilmesidir. Yağ injeksiyonu genellikle, vücut hatlarındaki çukurları doldurmak, yüz bölgesinde yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan çizgilerinin belirginliğini azaltmak, zayıf yüzlere dolgun, estetik bir görünüm vermek ve dudakları dolgunlaştırmak için uygulanır.

Vücut hatlarındaki bozukluklar, ya yapısal bir problemden yani bazı hastalıklardan, ya da liposuction ile kontrolsüz olarak yağların alınmasından meydana gelebilir. Vücudu saran deri altındaki yağ dokusundaki zayıflık ya da eksiklik vücudun dış görünüşüne de yansır, vücut hatlarında estetik olmayan düzensiz bir görünüm oluşturur. Yağ injeksiyonu ile yağların az ya da zayıf olduğu yerlere, yağ dokusu injeksiyonu yapılarak daha iyi estetik bir görünüm elde edilebilir.

Yağ injeksiyonu yüzde en çok yaşlılığa bağlı belirginleşen yüz çizgilerinin belirginliğini azaltmak için uygulanır. Yüz bölgesine yapılan bu işlem, yaşlanmayı durdurmaz, yani nedeni ortadan kaldırmaz, sadece görünümü biraz daha genç hale getirerek yaşlılığı kamufle eder. Yüzdeki çizgiler yaş ilerledikçe belirginleşir. Zamanın akışını durdurmak mümkün değildir ve bunun sonucu olarak yüz dokuları gevşer, yerçekimine karşı koyamayarak sarkmaya başlar. Dokuların sarkmasına bağlı ortaya çıkan çizgiler, estetik yüz germe işlemi ile giderilebilir, yağ injeksiyonu ise bu görünümü ancak kamufle edebilir. Estetik yüz germe ameliyatları ile birlikte yağ injeksiyonu da aynı anda yapılabilir. Vücuttan doku çıkarmayı gerektiren işlemler de aynı anda uygulanmışsa, yağ dışında, yapılan ameliyattan artan dokuları da kullanma olanağı olduğu için doku kokteyli hazırlanarak injekte edilebilir. Ortaya çıkan sonuçlar, kombine işlemlerde çok daha göze çarpıcı ve kalıcıdır.

Yağ enjeksiyonu, dudakları ya da tüm yüzü daha dolgun hale getirmek için de uygulanabilir. Ağız çevresi, yanak, çene, alın bölgesine injeksiyon yapılarak yüze daha estetik ve dolgun bir görünüm verilebilir. Yine bunun gibi dudaklara yapılan injeksiyonlar ile dolgun bir dudak oluşturulabilir.

Yağ injeksiyonu için kullanılacak yağlar liposuction ile alınır. Yağlar, göbek, kalça, bacak gibi yağ dokusunun fazla olduğu herhangi bir yerden ihtiyacı karşılayacak miktarda alınabilir. Girişim, yapılacak işlemin büyüklüğüne bağlı olarak lokal ya da genel anestezi altında planlanır. Yağ injeksiyonu ağrılı bir işlem değildir, çok fazla ağrı hissedilmez. Yağların injekte edildiği yerde hem yağların oluşturduğu şişkinlik, hem de ödem şişliği bir arada vardır. Bazen morarmalar da görülebilir. Ödemin neden olduğu şişlik ve morarma 7-10 gün içinde düzelir. İnjeksiyondan sonraki 6 ay içinde verilen yağların hemen hemen yarısı erir, vücuttan emilir. Yani yarı yarıya fire verir. Geri kalan kısmı ise kalıcıdır. Doku kokteyli yapılırsa, fire verme oranı daha azdır.

no comment
10
Kas

DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ

Posted by: admin
in Sağlık Haberleri, Estetik Haberleri, Estetik Operasyonlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi

Dünyada birçok insan topluluğu vardır.
Her toplumun yaşam şekli değişiktir.
Toplumların beyin, düşünce, fikir oluşumları değişiktir. Renkleri değişiktir. İklimlere, bölgelere göre insanlar renklenmiştir.
Ama insan oluşumunun birbirinden farkı yoktur. Aynı şekilde doğarlar, çoğalırlar yerler, büyürler, çiftleşirler.
İnsan bebeklik ve çocukluk dönemini geçirdikten sonra hayatın gerçeklerini ve kendi yaşamının geleceğini düşünmeye başlar.
İnsan kendi geleceğini, gelecek yaşamında neler yapmak istediğini beyninde, düşüncesinde, bilinç altında olgunlaştırmaya çalışır.
Bilinç altına yerleştirilen arzulu fikirler, heyecanlı beklentiler, olumlu veya olumsuz düşünceler bilinç altına yerleşerek insanın yaşamına, kaderine zamanla yön verir.
Güzel düşün, güzel yaşa.
İnsan düşünerek yaşamına yön verebilir.
İnsanın kaderi, gelecekteki yaşam biçimi bu dialog vasıtası ile olgunlaşmaktadır.
İnsan vücudunu, sistemini, metobolizmayı organize etmek ve sistemi, en iyi şekilde bağlantılarını kurarak çalışmasını sağlamaktır.
İnsanın yaşam şekli düşünce ile gelişmektedir.
İnsan ne düşünürse beyinde, bilinçaltında ne olgunlaşırsa, belli zaman süreci içerisinde o istekler gerçekleşir.
Bilinç altına yerleşen fikirler iyi, güzel olumlu olabileceği gibi insan yaşamını istemeyerek olumsuz yönde etkileyecek fikirler de olabilir.
Bilinçaltı düşünceleri zamanla olgunlaşarak, olumlu veya olumsuz yaşam gerçekleri olarak insanın karşısına çıkar ve olaylar, hisler gerçekleşir. Bu gelişen olaylardan insanlar mutlu veya mutsuz olabilirler.
Bilinç altında iyi güzel şeyler geliştiren insanlar mutlu olurlar.
Bilinç altında olumsuzluklar, karamsarlıklar, kötümserlikler geliştiren insanlar mutsuz ve huzursuz olurlar.
İnsan bilinç altında hem olumlu fikirleri hem de olumsuz fikirleri saklıyabilir.
Gerçekleşen bilinçaltı olguları neticesinde; insanlar gelişen olaylarda kendilerinin başarısı veya başarısızlığı düşüncesine kapılırlar.
İnsan hastalık korkusunu bilinçaltına yerleştirmişse, ben hasta olacağım fikrini devamlı beyninden geçiriyorsa, ya hasta olursam fikri bilinçaltına yerleşmişse, zamanla o insan o hastalığa yakalanacaktır.
Ben hasta değilim, hasta olmam metobolizmama iyi bakıyorum, hasta olmayacağım fikrini beyninde olgunlaştırırsan hasta olma ihtimalin azalır.
Yeni bir işe başlarken veya başarılması lazım gelen bir iş başarılmak isteniyorsa; beyinde, düşüncede ya başarabilirmiyim, ya başaramazsam fikirlerini geçirmemek lazımdır.
Çünkü bilinçaltına o korku girecek olumlu işler belkide olumsuz olacaktır.
Bu yüzden herhangi bir şeyi yaparken ben bu işi en güzel şekilde yaparım, ben başarırım düşüncesini isteyerek bilinçalatına yerleştirirsen o işi muhakkak yapabilirsin ve başarabilirsin.
Bilinçaltımızda devamlı olumlu fikirler yerleştirmeye bakalım.
Olumsuz fikirler bir kere bilinç altına yerleştikten sonra o fikri söküp atmak çok zordur.
Devamlı yaşamın iyi ve güzel şeylerinin bilinçaltında olgunlaşmalarını içtenlikle isteyelim.
Zayıflama-Şişmanlama olguları da bilinçaltı düşüncleri neticesinde gerçekleşir.
Ben zayıflıyacam, ben zayıflayabilirim düşüncelerini bilinçaltında olgunlaştırırsanız muhakkak zayıflarsınız.
Ben zayıflayamam, yemesem bile “şişmanlıyorum, zayıflayamıyorum” fikrini bilinçaltında olgunlaştırırsanız zayıflayamazsınız.
Sigara içmek ve sigarayı bırakmak ta bilinçaltı düşünceleri ile bağlantılıdır.
Bilinçaltındaki düşünceni içtenlikle ve samimi olarak sigara içmemek için geliştirirsen sen de sigarayı bırakabilirsin.
Sigarayı bırakmak istiyorum , fakat çok denedim ben sigarayı bırakamam düşüncesini bilinçaltında geliştirirseniz sigarayı hiçbir zaman bırakamazsınız.
Açlık tokluk olgusunun zamanlaması da bilinçaltı sayesinde olgunlaşmaktadır.
Açlık olgusunun bilinçaltında olgunlaşması ile mekanizmamızın ihtiyacı olan
yemek aklımıza gelerek yemek ihtiyacı hissederiz.
Acıktım fikrini aklımıza getirdiğimiz zaman hemen acıkırız.
Ben daha acıkmadım diyerek düşünce olgunlaştırırsak yemek yeme zamanını uzatabiliriz. Hiç de açlık hissetmeyiz.
Yemek bir ihtiyaçtır. Mekanizmanın düzgün çalışması için her türlü gıda alınmalıdır.
Az yemek, çok yemek de bilinçaltı düşüncesi ile ilgilidir.
Yemekte, doyumda en önemli faktör beynin, yemek düşüncesinin , gözün doymasıdır.
Çok yemek marifet değildir aç yemek marifettir.
Bu fikri bilinçaltında geliştirerek az yemek yemeğe çalışmalıyız.
Yemek yeme saatleri de bilinçaltı düşünceleri tarafından zamanları ayarlanmaktadır. Öğle yemeğini saat l2’de yemek istiyorum düşüncesini bilinçaltında olgunlaştırın, saat tam l2’de acıkacaksınız ve yemek yeme ihtiyacı hissedeceksiniz.
Yatma, kalkma zamanları da bilinçaltı düşüncesi tarafından olgunlaşarak insanların yaşamlarına yön vermektedir.
Gece 23:00’da yatarım diyerek her gün 23:00’da yatmak isterseniz ve yatarsanız, o günlerden sonra saat tam 23:00’da uykumuz gelecek, yatma ihtiyacı duyacağız. Sabah saat 07:00’de uyanmam lazım diyerek düşüncemizi o yönde geliştirirsek, hergün saat 07:00’de kalkmak için zil kurarsanız ve kalkarsanız bilinçaltınız sizi hergün saat 07:00’de uyandıracaktır.
Gün boyu zaman ayarlamaları bilinçaltı, içgüdüsel ve düşünce gücü ile isteğimize uygun olarak kendi kendine ayarlanarak, zaman dilimlerinin kullanılma hissi içgüdü vasıtası ile beyne iletilir ve kullanılır.
Bilinçaltı yönlendirmeleri ile ilgili hepimizin başından birçok olaylar geçmiştir.
Yaşamımızda daha önce başımızdan geçipte bir daha olmasını istemediğimiz olayları unuttuğumuz için hiç düşünmeyiz.
Ama uzun bir aradan sonra ansızın o olay aklımıza gelir. Fakat o olayı düşünmek istemeyiz. Birdaha tekrarlanacağından çekiniriz. Aklımızdan çıkmasını isteriz. Fakat o olay aklımızdan çıkmaz. Bilinçalatımıza yerleşmiştir.
Bir müddet sonra o istemediğimiz olay karşımıza gelir ve tekrar gerçekleşir. Çünkü bilinçaltından o olayı atamamışızdır.
Bilinç altında birikimler kaldığı müddetçe aynı olayların tekrarlanma ihtimili vardır.
Yeni düşüncelerle, bilinçalatından istemediğimiz olayları silelim.
Her toplum kendi yaşam tarzı içinde yaşamaktadır.
Bu yaşam tarzı da toplumların kendi isteklerine göre olmamaktadır.
Herkes kendi yaşam şeklinden hoşnut olmalıdır.
Her ırk ve bölgenin yaşam şekli, beslenme şekli farklıdır.
Bölgelerdeki gelişmişlik farklıdır.
Toplumlardaki insanlar bölgelere ve kültürlere göre değişik düşünce, fikir ve duygu ile yaşarlar.
Her toplum yaratıcıyı kendilerine göre aramıştır ve tanrıya yakarışta bulunmuşlardır.
İnsanlığın gelişmişlik sürecine baktığımızda toplumlar sığınıcı aramışlar, güneşe, aya, bazı hayvanlara, kendi yaptıkları putlara, kuşlara, ateşe inanarak yaşamlarının daha güvenli, huzurlu geçmesi için dua etmişlerdir.
Eski toplumlarda gelişme çok yavaş olduğundan, iletişim olanakları olmadığından, okuma yazma kültürü olmadığından, ulaşım imkanlarının olmayışından kendi kendilerine içgüdü sayesinde tanrıya ulaşma imkanları aramışlardır, O insanlar da anlamışlardırki bir yaratıcı olmadan hiç bir imkan sağlanamaz.
Bütün imkanların yaratıcı tarafından sunulduğunu ve yönetildiğini kabul etmişlerdir.
Toplumların gelişmesi ile güneşin, ayın, ateşin, putların yaratıcı olmadığı anlaşılmaya başlanmıştır.
Gözlerimizi kapatarak kendimizin nasıl varolduğunu, tabiatin, hayvanların, balıkların nasıl doğup büyüdüklerini nasıl yaşlanıp öldüklerini düşünelim.
Nekadar büyük bir gücün bizleri yönlendirdiğini iyiyi, kötüyü gösterdiğini düşünerek bizleri yaratana şükür ve dua edelim.
İnsan beyni geliştikçe yaşam daha iyiye gitmekte, daha rahat olmaktadır.
İnsanların kainatta rahat ve kolay yaşıyabilmeleri için ilk çağlardan itibaren icat denen oluşumlar insanların hizmetine sunulmuştur.
O dönemlerde insanlar doğa ile başbaşa, hiç bir alet ve yapacak hiçbir şeyin olmadığı, konuşma ve iletişimin olmadığı guruplar halinde yaşamışlardır.
Zamanla konuşma, barınma, içgüdüleri gelişerek yaşam şekillenmeye başlamış, ateş icat edilmiş, ateşin nasıl ve nerelerde kullanılacağı içgüdü vasıtaları ile oluşturulmuş, avlanma şekilleri ve imkanları bulunmuş, daha sayabileceğimiz birçok icat ve imkanlar sayesinde insanoğlu yaşamını geliştirerek bu günlere gelinmiş.

no comment
10
Kas

G NOKTASI BÜYÜTME

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Ameliyatlar, Estetik Site Haberleri, Estetik Plastik Cerrahi, Rekonstrüktif Cerrahi

Kadınların çoğunda cinsellikte duyarlı olan yer klitoristir ve en güçlü orgazm klitorisin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer cinsel olarak duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, iç dudaklar ve vajinadır. Vajina içinde ise en duyarlı bölge G noktasıdır. G noktası kadınların az bilinen cinsel sırlarından, geçtiğimiz yüzyılın da en önemli keşiflerinden biridir. Alman jinekolog Dr. Ernest Grafenberg tarafından adı konulan bu nokta, daha doğrusu bölgenin, orgazm açısından kadının en hassas bölgelerinden biri olduğu düşünülmektedir. Dr. Grafenberg, cinsel ilişki sırasında, bu bölgenin uyarıldığında kabardığını, bu şekilde kadının cinsel ilişkiden aldığı zevkin de arttığını keşfetti ve bu keşfini 1950 yılında International Journal of Sexology dergisinde yayınladı. Kadınların birçoğu bu noktadan vaginanın diğer bölümlerine oranla daha fazla zevk alırlar. G noktası Alman seksolog Grafenberg tarafından ilk kez tarif edildiği için adına G noktası denilen ve kadının vajinasının yaklaşık 3-4 cm içerisinde, bazen elle fark edilebilen, süngersi bir his veren 1-2 cm çapında, diğer yerlerden daha sert hissedilebilen bir bölgedir. Ancak G noktasının yeri halen bir tartışma konusudur. Çünkü G noktasının yeri kadından kadına da hafif farklılıklar gösterebilmektedir. G noktası olarak adlandırılan anatomik bölge, kadınların büyük bir çoğunluğunda vardır ve bu bölgeye birkaç dakika boyunca aralıksız masaj yapıldığında sürecin çok yoğun bir orgazm ile sonuçlandığı kabul edilmektedir. Bu orgazmın, klitoral orgazmdan çok daha farklı ve daha yoğun olduğu ifade ediliyor. Her iki orgazm türünün beyinle sinirsel bağlantıları da farklıdır. G noktası olarak bilinen bölgenin uyarılabilmesi için, kadının cinsel yönden uyarılmış ve istekli olması gerekmektedir, aksi takdirde bu bölgenin hassasiyetinde her zaman için artış olmayabilir. Cinsel ilişki öncesi G noktasının uyarılması hormonal metabolizmayı hareketlendirir, beyinde yoğun bir cinsellik yaşanmasına neden olur, kalp hızında artma, sıcaklık duygusu ve solunumun hızlanması gözlenir. Yani iyi ve kaliteli bir orgazmın arkasında anlayış, sabır ve uyum kadar G noktasının uyarılması da yatmaktadır. G noktası birkaç cm büyüklüğündedir ve bu bölgeden cinsel ilişki sırasında PDE-5 adlı bir protein salgılanır. Bu nedenle PDE-5 protein salgısı fazla ve skene bezleri ise büyük olan kadınlar daha kolay orgazm olurlar.

Cinsel ikişki sırasında penis pozisyon gereği G noktasını daha az uyarır ve östrojen hormunun etkisi ile vajina tavanı kalınlaşır ise, bu durum G noktasının yavaş yavaş silinmesine ve dolayısıyla uyarılmasında azalmaya neden olur, zamanla da yavaş yavaş ortadan kaybolabilir. Bu gibi durumlarda G noktasının vajina içinde daha dolgun, daha kabarık, daha çıkıntılı hale getirilmesi, penisle olan sürtünmesini kuvvetlendireceği için, uyarılmasını da kolaylaştırarak cinsel ilişkiden alınan zevki daha da arttırır.

ABD’de hızla yaygınlaşan ve yurdumuzda da uygulanmaya başlanan G shot yani G noktası büyütme işlemi, cinsel ilişkiden yeterince zevk alamayan ya da normal zevk alıp da daha fazla zevk almak isteyen tüm kadınlarda uygulanabilir. G noktası büyütme işlemi, lokal anestezi altında, G noktasının olduğu bölgeye dermal injeksiyon şeklinde uygulanır. Uygulama yaklaşık 10 dakika sürer ve hastanede yatmayı gerektirmez. G noktası büyütme işleminden hemen sonra kişi normal hayatını sürdürmeye devam edebilir, hatta aynı günün akşamı cinsel ilişkiye bile girebilir. G noktası büyütme işleminin etki süresi yaklaşık 6 ay kadar sürmektedir. ABD’de yapılan bir çalışmada, G shot uygulanan kadınların % 85’inin, uygulamadan yarar gördüğü tesbit edilmiştir.

no comment
2
Tem

Yüz Çene Kırıkları

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Operasyonlar, Estetik Ameliyatlar, Rekonstrüktif Cerrahi

Yüz birbiri ile ilişkili ve aynı zamanda kafa kemikleri ile birleşik birkaç kemikten oluşmuştur. Bu kemikler yüzün estetik görünümünü belirlerken aynı zamanda fonksiyonel olarakta önemli görevleri yerine getirmektedirler. Yüksek enerjili kırıklar daha ciddi yaralanmalara neden olabilir. Ülkemizde en sık karşılaştığımız kırık nedeni trafik kazalarıdır. Bunu darp, düşme, çarpma ve spor yaralanmaları izlemektedir. Yukarıda saydığımız nedenlerden biriyle yaralanan bir kişide göz çevresinde şişlik, morarma, çift görme, burun kanaması, yanakta uyuşukluk, çenesini kullanamama bizlere mutlaka yüz kırıklarını hatırlatmalıdır.

Burun kemiği (nazal)
Elmacık kemiği (zigoma)
Üst çene kemiği (maksilla)
Alt çene kemiği (mandibula)
Alın kemiği (frontal)
Yüz kemik kırıklarının en sık nedenleri şunlardır :
Trafik kazaları (araç içi ve araç dışı)
Darp
Çarpma ve düşme
Spor yaralanmaları
Yüz kemik kırıklarının ilk gün onarılması ideal olan yaklaşımdır. Fakat, bazı kırıklarda yüzdeki şişliklerin inmesi için 10 güne kadar beklenebilir.

Yüz kemik kırıklarının tedavisinde, kırığın bulunduğu yere, neden olduğu veya ileride olacağı sorunlara göre tedavi edilirler. Kırık yerinden oynamamış ve kas hareketleri ile hareketi olmayacak kemiklerin bazen tedavisine bile gerek kalmayacağı gibi, yapay plak ve vidalarla tespit gerektiren, uzun süren ve geniş kapsamlı ameliyatta gerekebilir. Kırık kemiklerin tespiti için erişkinlerde genellikle titanyumdan, çocuklarda ise zamanla kendiliğinden eriyebilen maddelerden üretilmiş plaklar ve vidalar kullanılır. Kırık eğer çene kemiklerini ilgilendiriyorsa damak ve diş protezlerinden de yararlanılabilir

no comment
2
Tem

Estetik Yanık Tedavisi

Posted by: admin
in Estetik Operasyonlar, Estetik Ameliyatlar, Estetik Site Haberleri, Rekonstrüktif Cerrahi

Yanıklar deri üzerindeki derinliğine göre birinci derece, ikinci derece ve üçüncü derece yanık olmak üzere 3 ayrı sınıfa ayrılır.

BİRİNCİ DERECE YANIK
Birinci derece yanık derinin en üst tabakası olan epidermisi etkilemiş yüzeyel bir yanıktır. Yanık alanı kırmızı, ağrılı ve kurudur. Su toplanmaz. Güneş yanıkları birinci derece yanıklara güzel bir örnektir. Bunun dışında sıcak suyla veya alevle kısa temasta birinci derece yanığa neden olabilir. Belirtileri: Deride kızarıklık, kuru deri, dokunmakla ağrı şeklindedir. Ağrı genellikle 48-72 saat sürer.

TEDAVİ
Yanık uzmanlık gerektirdiğinden mutlak suretle uzman bir hekime başvurulmalıdır. Tedavi yanık alanının büyüklüğüne göre belirlenir. Ancak birinci derece yanıklar kendiliğinden iyileşmekle birlikte: soğuk uygulama, krem ve ağrı kesicilerin kullanılmasını gerektirir.

İKİNCİ DERECE YANIK
İkinci derece yanık derinin en üst tabakası olan epidermisi ve hemen altta olan dermisin üst kısmını etkiler. Yanık alanı kırmızı ve yer yer deride su toplanmıştır. Yanık bölgesi şiş ve ağrılıdır. Kaynar su, alev ve çok sıcak cisimlere temas ikinci derece yanıklara neden olabilir. Belirtiler farklı olmakla birlikte deri üzerinde su toplanması, kızarıklık, yanık derinin daha parlak ve nemli gözükmesi şeklindedir. Yanık alanı dokunmakla ağrılıdır.

TEDAVİ
Yüzeyel ikinci derece yanıklar genelde iyi bir tedavi ile 3 hafta içerisinde iyileşir. Derin ikinci derece yanıkların iyileşmesi daha uzun süre alır. İkinci derece yanıkların uzman bir hekim tarafından takip ve tedavisi en doğru hareket tarzı olacaktır.

ÜÇÜNCÜ DERECE YANIK
Üçüncü derece yanık derinin tüm tabakalarını ve deri altındaki dokuların yanıklarını içerir. Kaynar sıvılarla temas, çok sıcak maddelerle temas, alev, elektrikle temas, kimyasal ajanlar üçüncü derece yanıklara neden olabilir. Bu yanıklarda belirtiler: kuru ve sertleşmiş deri siyah, sarı yada kahverengi deri, şişlik ve his kaybı (ağrılı değildir.). Bu yanıklarda derinin tüm katları ve kıl follikülleri hasar gördüğünden geniş alanların yanıklarında kendiliğinden iyileşme mümkün değildir.

TEDAVİ
Tedavi, yanan kişinin genel sağlık durumuna, yanık nedenine, yanık bölgesi ve genişliğine göre belirlenir. Tedavi yaklaşımı uzman hekim tarafında belirlenir. Tedavi titiz ve multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Erken dönemde kaybolan sıvının yerine konması, antibiyotik tedavisi, yara bakımı, yüksek proteinli beslenme, ve ağrının giderilmesi çok önemlidir.
Çocuklarda % 10 ve erişkinlerde %20 üzerinde yanık alanına sahip hastalar mutlak surette hastane yada mevcut ise bir yanık ünitesi yada merkezinde tedavi edilmelilerdir. Bunun dışında özel bölge yanıkları (üreme organları, el, anüs vb) hastanede tedavi edilmelidir.
Yanık tedavisi uzun zaman alan titiz ve sabırlı bir çalışma gerektirir. Hasta bir yada daha fazla sayıda operasyona ihtiyaç duyabilir. Tedavide plastik cerrahinin öngördüğü modern ve bilimsel teknikler kullanılır. Yanıktan sonra başta yanık izi olmak üzere çeşitli derecelerde deformasyonlar meydana gelebilir. El fonksiyonlarının kaybı ve yanık sekelinin meydana getirdiği diğer tüm deformasyonlar bugün modern plastik cerrahinin imkan verdiği ölçüde bilimsel olarak titizlikle onarılmaya çalışılır.

1 comment
2
Tem

El Cerrahisi El Yaralanmaları ve kusurları

Posted by: admin
in Estetik Haberleri, Estetik Operasyonlar, Rekonstrüktif Cerrahi

El yaralanmalari, dejeneratif hastaliklar, dogumsal eksiklikle ve yanik sonrasi gelisen el problemlerinin tedavisinde son yillarda belirgin bir ilerleme görülmüstür. El cerrahisinde temel amaç elin fonksiyonlarının kazandirilmasi ve görüntüyü düzeltmeye yöneliktir. Dogumsal yada daha sonra kaza nedeniyle olusmus el kusurlarinin düzeltilmesi sistematik bir sekilde planlanmis ve uzun süren bir tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavi cerrahi bir girisimi ve fiziksel rehabilitasyonu içerir.

Ancak mevcut her el yaralanmasi yada el kusuru kendi içerisinde bagimsiz olarak degerlendirilip tedavi seçenekleri ihtiyaca göre belirlenir.
El yaralanmasi yada el kusurlari için basvurdugunuzda sizlere tedavi metodlari ve süresi ayrintili olarak ve cerrahi tedavinin gerekliligi anlatilacaktir. Görüsme esnasinda cerrahinin nerede yapilacagi, cerrahi teknik, muhtemel riskler, fonksiyon ve görüntüdeki muhtemel sonuçlar ayrintili olarak ortaya konacaktir. Yapilacak cerrahi müdahalenin niteligine göre anestezi tipi ve operasyonun yeri sizlere görüsme esnasinda söylenecektir.

TÜM AMELIYATLAR BELLI BIR RISK TASIR

Tecrübeli bir cerrah tarafindan yapildiginda risk en aza inmektedir. El ameliyatlari esnasinda gecikmis yara iyilesmesi, enfeksiyon ve kanama gibi sorunlarla karsilasilabilir.

EL YARALANMALARI ve KUSURLARI

El cerrahisinde en sik yapilan islemler; tendon, sinir, damar ve eklemlerin hasarini, kirilmis kemikleri ve yaniklari, cilt yaralanmalarini ve bu yaralanmalardan sonra olusmus el kusurlarini onarmayi içerir. Elin cerrahi yöntemle tedavi esnasinda modern yöntemler kullanilmakta ve mevcut yaralanma yada kusurun en iyi sekilde tedavisi saglanabilmektedir.

EL CERRAHISI NELERI KAPSAMAKTADIR
1.DOGUMSAL KUSURLAR

Elin dogumsal kusurlari, dogumda var olan, el gelisimini etkileyen ve elin kullaniminda belirgin problemlere neden olan deformitelerdir. Bu deformiteler arasinda en sik gözlenen parmaklarin yapisik olmasi durumudur. Bunun disinda fazla parmak, parmak sekillerinin bozuk olmasi, parmak yoklugu, parmaklarin çalisamamasi gibi dogumsal kusurlar görülebilir. Bu kusurlar modern tibbin imkan verdigi ölçüde düzeltilmeye çalisilir. Temel amaç; ele fonksiyon ve daha iyi bir görünüm kazandirmaya yöneliktir. Ameliyat zamani, mevcut kusura göre degisiklik göstermekle beraber 2-3 yaslarinda yapilabilmektedir.

2.YANIK SONRASI EL KUSURLARI
Yanik sonrasinda genellikle ihmal edilmis yada dogru tedavi edilmemis kisilerde el kusurlari gelisebilmektedir. Bu kusurlar; parmaklarin tam olarak açilamamasi, parmaklarin yapisik olmasi seklinde olabilir. Yanik sonrasi olusan bu kusurlar yapilacak uygun bir cerrahi girisimle ortadan kaldirilabilmekte ve parmaklarin yada elin fonksiyon kaabiliyeti arttirilabilmektedir. Mevcut el kusuru ve yapilacak cerrahi islem tüm riskleri ve olasi sonuçlari ile sizlere ayrintili olarak anlatilacaktir.

3.KARPAL TÜNEL SENDROMU (SINIR SIKISMASI)
Karpal tünel, el bileginde mevcut olan, el kirisleri ve elin ana sinirlerinden birinin geçtigi bir tüneldir. Çesitli hastaliklar, yaralanma, asiri kullanma nedeniyle tünel içindeki basinç artmakta ve elin ana sinirine basi yapmaktadir. Bu baski nedeniyle elde uyusukluga, agriya ve bozulmus el fonksiyonlarinin eslik ettigi bir elektriklenme hissine neden olmaktadir. Bu sikayetler altindaki hastalik karpal tünel sendromu olarak bilinir. Bazi vakalarda elin atele alinmasi ve antienflamatuar ilaçlar problemi çözecektir. Eger bu ise yaramazsa cerrahi gerekebilir. Bu cerrahi girisim esnasinda el bileginden avuç içine dogru yaklasik 4 cm lik bir kesi yapilir. Sinir korunduktan sonra tüneli olusturan bant kesilerek tünelin içinde sinire basi yapan basinç ortadan kaldirilir. Ameliyattan sonra pansuman yapilarak ve atel kullanilarak hareket kisitlanir, böylece iyilesme hizlandirilir. Ameliyat izi gittikçe kaybolacak ve zor görünür bir hale gelecektir.

4.TETIK PARMAK
Bu problem bebeklerde dogumsal olarak görülmekle birlikte ileri yastaki eriskinlerde de görülebilen bir parmak kusurudur. Basparmak ve 3. parmak en çok tutulan parmaklardir. Bu deformitede kisi parmagini rahatlikla kapatabilmekte ve daha sonra parmak kitlenmekte ve parmasi açmada zorluk yasanmaktadir. Bu probleme neden olan patoloji hareket eden kiris üzerinde olusan sisliktir. Bu sislik köprü vazifesi gören bir yapinin altindan rahatlikla geçmekte ancak geri dönüste bu yapiya takildigi için parmakta kitlenme gözlenmektedir. Bu problemin tedavisinde erken dönemde enjeksiyon uygulanabilmektedir. Enjeksiyondan fayda görmeyen ve ileri dönemdeki hastalara cerrahi tedavi uygulanmaktadir. Cerrahi tedavide takilmaya neden olan köprü kesilerek kirisin hareketi rahatlatilmaktadir. Operasyon yaklasik 20 dk. sürmekte ve lokal anestezi ile yapilabilmektedir.

5.DUPUYTREN KONTRAKTÜRÜ
Avuç içinin cilt ve cilt altindaki dokusunun hastaligi Dupuytren kontraktürü olarak adlandirilir. Kalin, nedbe benzeri doku avuç içinde cildin altinda olusur ve parmaklara ilerleyip, parmagi avuç içine dogru çekip hareketini kisitlayabilir. Bu hastalik çogunlukla orta yasta gelisir ve bilinen bir nedeni olmamakla beraber ailesel geçisi olabilir.
Cerrah kalinlasmis dokunun bantlarini ve tendonlari ayirip parmaga daha iyi bir hareket saglayabilir. Ameliyat çok dikkatli yapilmalidir, çünkü elin ve parmaklarin sinirleri çogunlukla bu anormal dokuya sikica yapismistir. Bazi vakalarda kalinlasmis ve kivrimlasmis cildin yerine cilt grefti (yama) kullanilabilinir.
Ameliyatin sonucu hastaligin siddetine baglidir. Genellikle el fonksiyonlarinda fizik tedaviden de sonra belirgin bir iyilesme görülür.

IYILESME VE REHABILITASYON
Elin cerrahi olarak tedavisinin en önemli ve vazgeçilmez basamagi rehabilitasyondur. Cerrahi islemin basarisi direkt olarak iyi planlanmis ve uygulanmis bir rehabilitasyon programina baglidir. Elinizin daha çabuk iyilesmesi ve daha iyi kullanabilmeniz için deneyimli bir el terapisti tarafindan fiziksel tedavi gerekebilir. Terapiniz el eksersizleri, masaj terapisi, elektriksel sinir uyarimi, splintleme, germe ve özel sargilari ihtiva eder. Eger elinizi maksimum kullanmak istiyorsaniz terapistin önerilerine harfiyen uymalisiniz.

no comment
2
Tem

Damak ve Dudak Yarıkları

Posted by: admin
in Rekonstrüktif Cerrahi

Damak ve dudak yarıkları en sık görülen doğumsal kusurlardandır. Yaklaşık her 1000 bebekten birinde görülebilir. Dudak ve damak yarıkları sadece dudak yada damakta görülebildiği gibi her ikisindede birden olabilmektedir. Dudak ve damak yarığı ile dünyaya gelen çocukların tedavisinde önemli ilerlemeler elde edilmiş olup, çocuğunuzun normal, sağlıklı ve mutlu bir yaşam geçirmesi için herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu kusurun karmaşık olması takım çalışmasını gerekli kılar. Bu takımda plastik cerrah, diş hekimi, konuşma terapisti, psikolog olmalıdır. Dudak ve damak yarığı ile doğan çocuklar, eşlik eden çeşitli problemler nedeniyle değişik uzmanlık dallarından alınacak yardıma ihtiyaç duyarlar.

AMELİYATIN RİSKLERİ NELERDİR

Cerrahi girişim, dudak ve damak yarığı onarımında deneyimli bir plastik cerrah tarafından gerçekleştirilirse iyi bir sonuca ulaşmak mümkündür. Ancak her operasyonda olduğu gibi karşılaşılabilecek çeşitli riskler ve komplikasyonlar da mevcuttur. Dudak yarığı onarımı sonrasında en sık görülen problem, dudağın her iki yanındaki mutlak simetrinin sağlanamamasıdır. Dudak onarımındaki temel amaç yarığın tek bir operasyonda kapatılmasıdır ancak zaman zaman ikinci bir işlem gerekli olabilmektedir. Damak yarığı onarımındaki temel amaç ise damaktaki açıklığın kapatılarak çocuğun beslenmesini ve düzgün konuşmasını sağlamaktır. Zaman zaman çeşitli iyileşme problemleri ve konuşma bozuklukları ikinci bir girişimi gerektirmektedir.

CERRAHİNİN PLANLANMASI

Cerrahinin nerede yapılacağı, anestezinin şekli, karşılaşılabilecek sorunlar, iyileşme dönemi, işlemin maliyeti ve ortaya çıkacak sonuç gibi detaylar hakkındaki bilgiler görüşme esnasında sizlerle paylaşılacaktır.

DUDAK YARIĞI CERRAHİSİ

Dudak yarığı tek bir tarafta burun tabanından başlayarak tüm dudağı içine alabildiği gibi kısmi bir yarı yada dudağın iki tarafında da olabilir. Cerrahi girişim çocuk 6-10 haftalık iken yapılabilir. Dudak onarımı dikkatli ve titiz bir planlama ile yapılır. Onarım cilt, kas ve mukozayı içerir. Bu onarım sonrasında kas normal fonksiyon kazanacak dudak normal bir görünüm alacaktır. Dudak yarıklarında burun görünümü ve fonksiyonu bozulmuştur. Dudak ameliyatları esnasında daha sonra yapılabilecek burun operasyonlarını kolaylaştıracak girişimlerde yapılmaktadır.

DUDAK YARIĞI CERRAHİSİ SONRASI İYİLEŞME

Ameliyattan sona çocuk huzursuz ve sıkıntılı olabilir. Bu nedenle gerekli ilaçlar verilerek bu dönem rahat geçirilmeye çalışılır. Dudak üzerindeki bandaj en az 2 gün boyunca dikkatle korunmalıdır. Çocuğun beslenmesi dikkatle ve özenle yapılmalı ilk günlerde berrak, tortusuz gıdalarla beslenmelidir. Yara izi başlangıçta kırmızı ve belirgin iken zamanla daha silik ve az görünür hale gelecektir.

DAMAK YARIĞI CERRAHİSİ

Damak yarıkları sadece küçük dili etkilediği gibi tüm damağı içine alan ve dudağa kadar uzanabilirler. Damak yarığı onarımı hastanın durumuna bağlı olarak değişmekle birlikte kabaca konuşmaya başlamadan önceki dönemde yapılmalıdır. Onarım esnasında yarık ortadan kaldırılmakta kaslar onarılmaktadır. Bu şekilde çocuğun daha düzgün konuşması ve beslenmesi için gerekli koşullar hazırlanmış olur. Doğru bir konuşmanın sağlanması için konuşma terapistine ihtiyaç duyulabilir.

DAMAK YARIĞI CERRAHİSİ SONRASI İYİLEŞME

İlk günlerde ağrı ve huzursuzluk uygun ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Burada en önemli nokta çocuğun beslenmesidir. Beslenme ağızdan alınan sıvı gıdalarla sağlanmaya çalışılır. Gıdaların yeterli olmadığı durumlarda damardan sıvı verilerek destek sağlanabilir. Ameliyattan sonra beslenme kaşıkla dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Çocuğun iyileşme tamamlanana kadar emerek beslenmeden kaçınılmalıdır.

no comment

Estetik Haber

Estetik sağlık ve bayanlar hakkında bilgiler

Katogoriler

  • Beslenme ve Diyet
  • Burun Estetik Operasyonları
  • Cilt Bakımı ve Güzellik Uygulamaları
  • Diş Estetiği
  • Estetik Ameliyatlar
  • Estetik Cerrahi Merkezleri
  • Estetik Doktorları
  • Estetik Haberleri
  • Estetik Operasyonlar
  • Estetik Plastik Cerrahi
  • Estetik Site Haberleri
  • Göğüs Estetik Operasyonları
  • Kategorilenmemiş
  • Medikal Estetik
  • Rekonstrüktif Cerrahi
  • Saç Ekimi
  • Sağlık Haberleri

Yönetim

  • Giriş

Yorumlar

Kasım 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eki    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Son Konular

  • Burun Estetiği Ameliyatı
  • YAĞ ENJEKSİYONU - DOLGU
  • BOTOKS
  • DÜŞÜNCE TERAPİSİ & BİOENERJİ
  • G NOKTASI BÜYÜTME
  • DIŞ DUDAK ESTETİĞİ - VULVA ESTETİĞİ - VULVOPLASTİ
  • İÇ DUDAK ESTETİĞİ - KÜÇÜK DUDAK ESTETİĞİ - LABİOPLASTİ
  • BACAK GERME ESTETİĞİ
  • JİNEKOMASTİ
  • GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATLARI
Estetik Haber

meme dikleştirme meme estetiği kepçe kulak karın germe göz kapağı estetiği göğüs estetiği Burun estetiği estetik estetik fiyatları estetik görüntüler estetik resimleri